Pandoranın Kutusu

0

Pandoranın Kutusu

Sakarya’da yerel seçim heyecanı AK Parti aday adayları arasında yaşanıyor.

Hangi belediye başkanları göreve devam edecek, hangileri değişecek?

Başkanı değişecek ilçelerde kimler aday gösterilecek?

Kamuoyu tamamen bu soruların cevaplarına kanalize olmuş durumda.

Muhalefete baktığımızda; MHP’de kısmen bir hareketlilik gözleniyor ancak parti içi sorunlar bu canlılığı sekteye uğratıyor.

CHP’ye baktığımızda ise çok kötü bir tablo görüyoruz.

Maalesef koskoca ana muhalefet partisinin Sakarya’da esamisi bile okunmuyor.

Hal böyle olunca AK Partili aday adayları da yarışın kendi aralarında geçtiğinin farkında.

Aday olmaları halinde kuvvetle muhtemel belediye başkanı seçilecekler.

İşte bu nedenle var güçleriyle aday olmaya çalışıyorlar.

Öylesine gayretliler ki ne taş üstünde taş, ne de vücut üstünde baş bırakıyorlar!

 

Bazı AK Parti aday adayları gemi iyice azıya aldı…

Tezvirata başladılar!

Rakiplerini ekarte edebilmek için ahlaki olup olmamasına bakmaksızın her yolu deniyorlar.

Partililerin birbirine duyduğu kin ve nefret dağları eritir!

Öylesine bir mücadele var ki akla ve izana sığdırmak mümkün değil.

Aleni mücadele edeni, çıkıp mertçe güreşeni de var; saman altından su yürüteni de…

Her şeye rağmen beyefendiliğini koruyanı da var, her türlü çirkefliği mubah sayanı da…

İş öyle bir haddeye varmış ki AK Parti’nin önde gelen isimlerinden biri şunu söylüyor:

“Bu dönem oynanan Bizans oyunları, hiçbir dönemde oynanmamıştır!”

 

AK Parti’de kesin adayların belli olmasına sayılı haftalar kala tansiyon iyice yükselmiş durumda.

Pandora’nın Kutusu açıldı.

Bütün kirli çamaşırlar etrafa saçıldı.

Herkes birbirini kötülemeye, birbirini iğnelemeye, birbirinin etini çiğnemeye başladı!

Kutu açıldı ve tüm kötü duygular havaya karışmaya başladı.

AK Parti adaylarını bir an önce ilan etmeli ki bu hava bizleri de zehirlemesin!

BENİM ADAYIM ALİ ABDULLAH

Birkaç gün önceydi.

Gazetenin kapısı açıldı ve içeriye birisi girdi.

Arkam kapıya dönük olduğu için geleni göremedim, işime devam ettim.

Daha sonra sekreter hanıma beni sorduğunu işittim.

Arkama dönüp bakınca gelenin AK Parti Adapazarı Belediye başkan aday adayı Ali Abdullah olduğunu gördüm.

“Merhaba Arapoğlu… Ben yok saydığın aday Ali Abdullah” demez mi!

Niye böyle söylüyor?

“Adapazarı’nda kim şanslı” başlıklı köşe yazıma atıfta bulunuyor.

Hani, yarışın Süleyman Dişli, Oktay Yıldırım ve Mutlu Işıksu arasında geçeceğini öngördüğüm yazıya…

 

“Ah be Ali ağabey, belki sana ayrı bir parantez açacağım, seni tek başına değerlendireceğim, niye böyle söylüyorsun” dedim.

Başladı gülmeye…

Hemen akabinde kahvelerimiz geldi, başladık söyleşmeye.

 

Avukat Ali Abdullah şehirde hemen herkesin yakından tanıdığı bir isim.

Efendiliğine, zekâsına, kişiliğine, bilgi ve deneyimine laf eden kimseye rastlamadım.

Geçmişte yaptıkları da ortada zaten, tartışmaya bile lüzum yok.

Bu itibarla belediye başkanlığına gerek liyakat anlamında, gerekse deneyim anlamında tabiri caizse “cuk” oturacak bir isim.

Ancak kendisi ve kamuoyu da çok iyi bilir ki bu işler sadece liyakate, tecrübeye falan bakmıyor.

İllaki tutunacak bir dalın, sırtını yaslayacağın bir dayın olacak.

“Eee Ali başkan, sen kimin eteğine yapıştın, kimin himmetine sığındın, kimin bacağına sarıldın” diye sordum.

Bana ayetle cevap verdi:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın (Al-i İmran Suresi)”

Yani anlayacağınız Ali Abdullah, Allah’ın ipine sarılmış.

Bir beşer olarak yapabileceklerini yapıp gerisini Allah’a havale etmiş.

Adeta kanım dondu bu yanıt karşısında, tüylerim diken diken oldu.

Ali başkan bu yanıtıyla beni tam 12’den vurmuş oldu.

O yüzden lafı hiç gevelemeden alenen ilan ediyor ve ihsas-ı reyde bulunuyorum:

Benim Adapazarı adayım Ali Abdullah’tır.

Kimse darılıp gücenmesin, kimse de kusura bakmasın!

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2013, 16:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER